İlk Çağda Siyasal Düşünceler


Eski Yunan

Yunan siyasal düşüncesi polis ortamında oluşmuş ve gelişmiştir. Polis, sınırları belirli toprak üzerinde kurulmuş siyasal, sosyal, askeri ve ekonomik bir bütündür. Ancak polis yurttaşı olduğu zaman varlık ve değer kazanabilen insan, tüm değerleri ile polise bağlıdır. Değişik siyasal yönetimlerden geçmiştir. Önce krallık sonra aristokratik sonra da demokratik yönetim var.

Yunan ilk çağı karanlık çağdır. Kabileler ve reisleri önemlidir. Kargaşa ve istilalar var. Yunan ortaçağı kargaşanın bittiği, düzenin kurulmaya başlandığı krallığın olduğu çağdır. Kral önemli konularda kararları tek başına almaz. Dolayısıyla aristokrat yapı oluşuyor. Zamanla toprağa dayalı yönetim kendini göstermiştir ve halk ile soylular çatışır. Bunun sonucunda Drocon ve Solon yasaları oluşturulur. Daha sonra darbeyle iktidara gelen Tiranlar olmuştur. Amaçları arsitokrasi ve oligarşiyi ezmektir. Dini misyonları yoktu. Daha sonra demokratlar siyasi güç kazanırlar ve demokrasi gelir.

Yunan demokrasisinin iki temel direği vardır denilir. Eşitlik ve özgürlük.

Eşitlik varmış gibi görünmesine rağmen bu yönetimin köleliğin kabul edildiği bir siyasal ortamda gerçekleştiğini unutmamak gerekir. Kölelerin hiçbir hakkı yoktu, konuşan hayvan olarak nitelendirilirlerdi. Köleler dışında yabancılar da siyasal haklardan yoksundu. Dolayısıyla bir eşitlikten söz edilemez.

Özgürlük ise yurttaş sayılan kimselerin siyasal özgürlüğüdür. Fakat sadece yasa yapma, yönetici seçme, savaş-barış kararı konusunda fikirleri vardır. İnanç ve düşünce özgürlüğü yok.

SOFİZM

Sofizm bilgi, sofist ise bilgin kişi demektir. Bu kişiler hekimlik, astronomi, siyaset, güzel konuşma sanatını öğretmek için gezici olaak para karşılığı öğretmenlik yaparlar. Sofizm ilk defa bireye karşı sorular soran sistem olmuştur. Kurulu düzenin, tüm kural ve kurumlarını eleştirir. İnsan bencil bir yaratıktır, değer ve yargılar insandan insana değişir yani insan herşeyin ölçüsüdür. Siyasal, sosyal hayatı düzenleyen kurallar insan yapısıdır, değişmez değildir. Devlet de insan yapısıdır, insanlar bir arada yaşamaya karar vererek devleti kurmuştur. Yani devlet, insanların aralarında yaptıkları bir anlaşmayla olmuştur. Bir anlaşma olduğuna göre eşitlik ve demokrasi de vardır görüşleri benimsenmiştir.

Sofistlerin bazısı devletin, adaletin kökünü anlaşmaya dayandırırken bazısı da temelde kuvvetin etkisi olduğunu da söyler. İktidar her zaman kuvvetin ifadesidir ve güçsüzler bu kuvvete boyun eğer. Dolayısıyla da eşitlik ve demokrasi olmaz. Adalet de yasa da güçlünün işine geleni, güçsüze kabul ettirmesidir derler.

SOKRATES

Polisin sofistler tarafından sarsılan otoritesini güçlendirmeye uğraşır. “Bildiğim tek şey hiç birşey bilmediğimdir” diyerek her şeyi şüpheyle karşılamıştır. Erdem iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğidir. BU ayrımı yapmak için iyinin ve kötünün ne olduğunu bilmek gerekir. Yani erdem bilgidir der. Erdem öğrenilebilir ve öğretilebilir bir yetenektir. Toplumu soylular değil erdemli, bilgili kişiler yönetmelidir. İyi bir yurttaş çevresine iyi örnek olmak ve kötülere cesaret vermemek için yasalara saygılı olmalıdır.

PLATON

3 önemli kitabı bulunmaktadır. Devlet adlı eserinde en iyi, ideal, mükemmel devleti anlatır. Yasalar adlı eserinde ise uygulama alanına koyamadığı ideal devletinin yerine ikinci ideal devletini açıklar. Devlet Adamı eserinde ise yine siyasi görüşlerine yer vermiştir.

Toplum mücadelelerinin önlenmesi için katı bir sınıf ayrımına dayanan aristokrasi olmalıdır der. Demokrasiye karşı olan platon, akıllı ve bilge azınlığın yönetiminden yanadır.

Toplumun Doğuşu ve Sınıfsal Toplum Düzeni

Platon’a göre toplumun doğuş nedeni insanların kendi kendilerine yetememeleridir. İnsanların farklı özellikleri de iş bölümü ve uzmanlaşmayı doğurur der. Toplumun ilk sınıfı, üretici, aracı ve gündelikçilerdir. Üretici maddi değerleri üretir. Aracı bu değerlerin toplum içinde el değiştirmesini sağlar. Gündelikçi beden gücünü satar. Zamanla toplum büyür, kaynaklar azalır ve savaşlar başlar. Bunun sonucunda bekçiler, koruyucular ve savaşçılar sınıfları doğar. Savaşçıların en iyileri yönetici olur.

Sınıflar İçi Düzen

Eğitim Sorunu:

Platon kişilerin eğitimine çok önem vermiştir. Savaşçılar sınıfını oluşturacak kişilerde özel yetenekler arar. Çünkü bunlar hem toplumu korur, hem düşmana saldırır. kişilerin yetenkli olmasının dışında eğitilmeleri de gereklidir. beden v ruh eğitimiyle istenilen biçimde düşünmeye ve davranmaya alıştırılırlar. Savaşçılar yiğit, akıllı, maddiyata önem vermeyen kişiler olarak yetiştirilceklerdir. Yöneticiler de eğitilmelidir, akıl ve devlet gücünü birleştirebilmeliler. Yöneticiler filozof olmalıdır der.

Mülkiyet Sorunu:

Yöneticiler ve savaşçılar mal mülk edinmeyeceklerdir. Bu kişiler devleti elde tuttukları halde devletin hiçbir nimetinden yararlanmayacaklardır. Bunların bir altında bulunan sınıf ise servet sahibi olabilir. Fakat bu servetler arasında derin farklar olmamalı.

Kadın Erkek Eşitliği ve Aile:

Kadınlar da erkekler gibi eğitilirse aynı işleri yapabilirler görüşündedir Platon ve kadınların hoşlanmayabileceği bir örnek vermiştir. Bekçilik görevini yapan çoban köpeklerinin dişileri de sürüyü mükemmel korur der. Her iki cins yaratılışta aynı özelliklere sahiptir. Savaşçılar ve yöneticiler için aile kurumu olmamalı.

Yasa Sorunu:

Bilgelik, yiğitlik, ölçü ve adalet ilkelerine dayanan devlet, yasalara gerek kalmadan da yönetilebilir. Devlet içinde uyum ve adalet her sınıfın kendi yerinde kalması ve kendi görevini yönetmesi ile sağlanır.

Toplumda 4 erdem vardır der Platon. Bilgililik yöneticinin, yiğitlik savaşçının, ölçülülük savaşçı ve yöneticinin, adalet ise toplumundur.

Devlet Biçimleri ve İnsan Tipleri

Tüm kötülüklerden arınmış devlet düzeni kurmayı amaçlar. Platon’a göre evrenin yönetimi önceleri tanrılara aitti. Belirli gelişme evrelerinden sonra yeterince gelişen evreni tanrılar bıraktı ve evren kötüye gitmeye başladı sonra tanrılar yönetimi tekrar aldılar der.

5 çeşit devletten bahseder Platon:

Aristokrasi, İyi ve doğru insandır ama bir gün bozulacaktır. Erdemlilik yerine Timarşi geçer. Bunun en önemli özelliği şan ve şeref düşkünlüğüdür. Buna uygun insan ise devlet adamlarına yaltaklanan, şerefli mevkileri sevenlerdir. Bu insanlar bir de paraya tutulunca timarşi bozulur. Çünkü paraya verilen değer arttıkça erdem azalır. Oligarşi de zengin olmak önemlidir. Toplum zengin-yoksul diye ayrılır. Demokrasi, alabildiğine zengin olmak isteğinin ve doymak bilmez mal açlığının sonucudur. Herkes özgürdür, herkes yaşayışına istediği düzeni verebilir. İktidara gelebilmek için kişinin kendini halkın dostu olarak göstermesi yeterlidir. Aşırı özgürlük demokrasinin sonunu getirir. Zorbalık, da zorba, halkı sürekli boyunduruk altında tutmak için dış düşmanlarla uğraşır. Yoksul halk ayaklanamaz, zorbanın eleştiriye tahammülü yok.

Yasalar’daki Toplum Düzeninin Devlet’tekinden Farkı

Platon, Devlet’teki arsitokratik ideal devleti uygulamaya koyamamış ve sosyal koşullara uyabilecek daha gerçekçi bir düzen kurmaya çalışmıştır. İdeal devlet dostlar arasında özel bir şeyin bulunmaması fakat bu ancak tanrıların devletinde olur. Aklın kuralları olan yasaların gerekli olduğunu söyler. İnsanlar arasındaki farklar aşırı zenginliktendir. Devletin zenginliğinin tarıma dayalı olmasını ister. Toprağın bölünmesi de yurttaşların sayılarının sabi tutulmasıyla olur. Toprak alım satımı yasak olmalı, ticaret ve sanatla yabancılar uğraşmalı der. Toprak mülkiyetinin katı zenginlik olabilir. Altın ve gümüş soylularının aile kurmasını da yasaklamıştır.

ARİSTOTELES ve YÖNETİMLER

Polis düzeninin çöküşünü önlemek istemektedir. Polis sonsuza kadar yaşayacak ideal bir düzendir der.

İdeal Toplum Düzeni:

Polis, insanı sosyal bir hayvan olarak ele alır. Polis en son uygarlık basamağıdır. O’na göre polisi belirleyen en önemli temel kendi kendine yetebilmesidir. Bütüne önem verir.

Eşitlik ve Kölelik Sorunu:

Eğer mekik bir insan eline ihtiyacı olmadan kendi kendine dokuyabilseydi, efendinin köleye ihtiyacı olmazdı. İyi yurttaş yönetmeyi ve yönetilmeyi bilendir.

Yönetimler:

Platon gibi en iyi tek bir yönetim biçimini kabul etmez. Devleti bir kişi, azınlık, yada çoğunluk yönetebilir der. Ortak iyilik amacına yönelik tek kişinin yönetimi Monarşi, erdemli kişilerin azınlık yönetimi Aristokrasi, tüm topluluğun iyiliği için çoğunluğun yönetimi ise Politea’dır. Bu iyi yönetimlerden sapmalar ise sırasıyla Tiran, Oligarşi ve Demagoji’dir.

Yönetimlerin Değişme Nedenleri:

Temel neden yönetime hakim olan eşitlik yada eşitsizlikte aşırılığa kaçılmasıdır. Oligarşinin hatasının, parasal açıdan üstün olanların kendilerini her konuda üstün olarak görmeleri olarak açıklar. Diğer neden ise kazanç ve saygınlık hırsı, korku ve iktidarın kötüye kullanımıdır.

Mülkiyet ve Adalet Sorunları:

Özel mülkiyet sağlam koşullara dayanırsa daha iyidir. Üretimi ve yardımı artırır. Zenginlik iki şekilde oluşur, ya aile reisinin çabası yada ticaret. Adaletin ise daha çok hak edene daha çok verilmesi gerektiğini söylemiştir.

EPİKÜRİZM (Mutluluk Arayışı – MÖ 306)

Hazcılık anlamına gelir. Kurucusu Epiküros. Sosyal ve siyasal görüşlerini mutluluk ve ölçülü olma ilkeleri üzerine kurar. İnsanlar kişisel çıkarları için devleti kurmuştur. Hukuk, amacı fayda olan ve kötülüğü engelleyen anlaşmadır. Adaletin kaynağı yasalardır. Karşılıklıanlaşmaya dayalı adalet herkes için eşittir. Ölçü eşitsizliğe neden olur. Çünkü bilge kişilerle bilge olmayanlar arasında ayrım oluşturur. Polis düzeni olmadan da insanların mutlu olabileceği göstermeyi hedeflemiştir. İnsanın mutluluğu kendi içinde araması gerektiğini söyler. Demokratik yönetimden yana değiller. Güvenlik olmayacağını düşündükleri için monarşiden taraftır.

STOA OKULU (Eşit, Özgür, Evrensel İnsan – MÖ III. yy)

Kurucusu Kıbrıslı Zenon’dur. Tüm insanların saygıdeğer varlıklar, eşit ve özgür kişiler olabileceklerini söyler. Temel amaç mutluluktur. Buna erişmek doğaya uygun davranmakla olur. BU da akla uygun davranışla mümkün. Akla uygun yaşayan insan evreni yöneten yüce yasaya uygun yaşayan insandır. Bilge kişinin yurdu tüm dünyadır. Tüm insanlar kardeştir, dünya yurttaşlarıdırlar görüşleri benimsenmiştir.

Bilgelik ve erdem azınlığın tekelinde değildir. En basit cahil kişi de erdeme ulaşabilir. Akıl sahibi tüm insanlar eşittir. 4 erdem ölçüsü vardır. Doğruyu seçme, sabırla katlanma, ölçülü olma ve adil olma. Bunların hepsi doğaya uygun davranmaktır. Herşey logostan gelir logosa döner derler. (tanrısal akıl) Evreni bu tanrısal aklın yönettiği söylenir.

Stoacılar eşitlikçi görünerek varolan eşitsiz düzeni ve özgürlükçü görünerek varolan köleci düzeni savunmuşlardır.

——

Ders notlarımdan derlemedir.

About these ads

, , , , , , , , , , , , , , , ,

  1. Modern Çağda Siyasal Düşünceler « Spidervis

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: