Hayaletler Gerçek mi


Görsel

Kanıtlar bize kuvvetli bir biçimde gösteriyor ki; ölü bedenlere ait ruhlar gerçek değildir. Hayalet kavramı animizme (canlıcılık) dayanan çok eski eğilimlerden türeyerek bugünlere gelmiştir. Kısaca, insan olmayan nesneleri konu alan düşünce (antropomorfizleme). Bu da büyük ihtimalle ölümün koşullarını formüle edebilmek ve atalarla iletişimi sağlama düşünceleri nedeniyle olmuştur. Başlangıçta hayalet hikayeleri hayal olarak vardı ve önyargılara takılırdı ancak sonraları görmek istediğini görme eğilimi baskın çıkarak bu konu kültürler arasında bir fenomen olarak korundu.

Hüsnükuruntu olmadan bakıldığında hayalet fikri mantıklı noktalarla dolu. Örneğin, neden hayalet raporları Yakın Doğu gibi önemli geçmişlere sahip meskun şehirlerde bir hayli azdır ve neden 150 yıl öncesinde bu varlıklardan söz edilmeye başlanmıştır? Milyonlarca kameranın varlığına rağmen halen net bir hayalet aktivitesi tespit edilememiştir. Neden hayaletler hakkındaki tüm bilgiler sadece anekdot olarak kalmıştır?

Gerçekleştirilen kişisel deneylerde gözlemlenen şey, hayaletlere inanan kişilerin bu bedensiz varlıklara inanmak için eğilim sahibi olanlar olduğudur. Bu nedenle ve bugüne dek net bir videografik kanıt olmadığından hayaletlerin gerçek dışı olması makul görünmektedir. Bilim insanları insanların hayaletlere inanmasının nedenleri olarak çeşitli açıklamalar getirmiştir. Geçici uyku felcinin karabasan olarak adlandırılması ve “üstümde biri vardı” şeklinde anlatılması bunlardan biridir. Kendinden başka bir varlığın hissedilmesi de tamamiyle kendi hislerimizden kaynaklanmaktadır.

Tüm bunların yanı sıra hayaletlere inanmanın eğlenceli bir yanı olduğu da aşikar. O nedenle pek çok sakat delile dahi inandığı söyleyenler olacaktır. 2005’te Gallup adlı firmanın yaptığı ankete göre Amerika halkının %32’si hayaletlere inandığını söyledi. Hepsi de yetişkin kişilerdi. Son yıllarda hemen hemen herkesin sahip olduğu ucuz kameralar, video düzenleme programlarıyla birleştiğinde hayaletler hakkında sunulan kanıtlar daima olacaktır ve bu işin eğlencesi de kolay kolay bitmeyecektir.

3 thoughts on “Hayaletler Gerçek mi

  1. Yazdıklarım uzun olduğundan önce note-pad gibi bir ortama yazdım. Kontrol ettim ve ortamınıza kopyalayıp yapıştırdım. Orası doğru. Yapılabilecek daha doğru bir şey biliyor iseniz söyleyin bundan sonra öyle yapayım.

    Aradan bir yıl geçmiş. O olayı zaman zaman irdeliyorum. O olayın yarım saatten az bir süre tuttuğunu sanıyorduk. Akşam üzeri, kükürt kokusuna benzer kokunun varlığı, her zaman duyduğumuz kuş, kedi köpek ve asfalttan geçen arabaların sesinin olmaması, kısacası aşırı sessizliğin olması dikkatimizi çekmişti. Henüz Güneş varken çıkmıştık. Ama, duymamız gereken ne Akşam ne de yatsı ezanını o gün hiç duymadık. Yayın sistemi oldukça güçlü olduğundan duymamamız mümkün değildi. O kızın kaybolduğu yerde bize her geçtiğimizde havlayan köpekler neden ise yoktu. Kısacası ne ben ne de arkadaşım, kendimize o akşamki 4-5 saati izah edemiyoruz. Etki altında olmadığımıza inandığımız anda bile yanıldığımızı fark ettik. Bize neler oldu bilmiyoruz. Bir zarar görmüş değiliz. Ama zihnimizin kontrolü sanki bizde değildi. Kendimizden en emin olduğumuz anda bile.

    Bu olayı buraya yazmamın nedeni, benzer bir olay yaşayan var ise paylaşmak ve neler olduğunu anlayabilme imkanı yaratma umududur.

  2. Arkadaşımla hayaletler gördük. Olay kısa sürdü. Bir kaç dakika. Çok gerçekçiydi. Gördüğümüz şeyler; 100-150 metre arkamızda, ellerinde fener, çoluğu çocuğuyla yolumuzda yürüyen, bir-iki aile ferdi ve yolumuzun önümüzde devam eden kısmında, 40-50 metre karşımızda, yokuş aşağı yürüyen bir bayandı. Bizde yürüyorduk. Bayanla karşılaşmamız gerekiyordu. Ancak muhtemel karşılaşma yerinde kimse yoktu. Arkadaşım, bayanı ve arkamızdaki aile grubunu görüp görmediğimi sordu. Gördüğümü söyledim. Bayanın Nereye kaybolduğunu sordu. Yandaki evlerden birine koşarak gitmiş olabilir diye düşündüm. Ama ne kadar hızlı koşsa mutlaka görürdük en azından sesini duyardık. Arkadaşım bana onun ve arkamızdan gelen kişilerin gerçek olmadıklarını söyledi. Arkamızdan gelen kişilerde ilginç bir şekilde kaybolmuştu. Yolumuza devam ettik. Gördüğümüz bayanın yürüdüğü yere geldik. Geriye dönüp o sırada bizim olduğumuz yere baktık. Arada ağır ve bir ağaç vardı. O pozisyondan o bayanı görmemiz mümkün değildi. Bayanın yürüdüğü güzergahta yürüyüp onun neler görmesi gerektiğini ve çevresinde neler olduğunu araştırdık. Bayanı gördüğümüz yerin hemen ardında koskoca un fabrikası ve halı saha ve yanan projektörleri vardı. Biz onları görmedik. E-5 Karayolu yakındı. Nedense hiç geçen taşıt olmadı. Bayanın oldukça düzgün bir fiziği vardı. Yürüyüşü kendinden emin. Giysileriyle, yürüyüşüyle o bayanın günümüze ait olmadığını düşündüm. Arkadaşımda onayladı. Yani O ağacın, ağırın, fabrika ve halı sahanın, dahada önemlisi yol boyunda ve sahada yanan ışıkların olmadığı bir zamana ait bir kaç dakikayı gördük aslında yaşadık. Beynimiz bize oyun oynadı. Beynimizin içinde olan bir olayın, yanımızda kamera olsaydı bile, ne videosunu çekebilirdik ne de fotoğrafını. Ama beynimize de bu oyunu oynatan kendimiz değildik. O olayı yaşamış birilerinin beyin enerjisi ile bir şekilde rezonansa girip, geçmişte olan olayları o yaşayanların yaşadığı şekilde biz de yaşadık diye düşündük. Bu olayı başka yaşayan olmuş mu diye araştırdık. Henüz rastlamadık. Bir daha da o olaya şahit olamadık.

Yorumunuzu Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s