Orta Çağda Siyasal Düşünceler


Ortaçağ dönemi bir görüşe göre 395 Roma imparatorluğunun parçalanışı – 1453 İstanbul’un Fethi yılları arasıdır. Başka bir görüşe göre ise 476 Batı Roma imparatorluğunun yıkılışı – 1492 Amerika’nın keşfi yılları arasıdır.

Roma imparatorluğu 7. yy’da ekonomik ve kültürel, varlığını, birlik ve bütünlüğünü kaybetmiştir. Bunun başlıca nedeni, Akdeniz havzasında gelişen ve giderek Avrupa’nın yakın doğu’nun uygarlık merkezleri ile bağlantısını kesen Doğu ve Batı İmp.’nu tümüyle birbirinden koparan İslam egemenliğidir. Ortaçağ ortalama 1000 yıllık bir dönemi kapsar. Bu süre içinde ilsma egemenliğinin önemli ticari ve kültürel merkezleri Avrupa ülkelerine kapamaları bu ülkelerin yeniden yapılanmalarına yol açmıştır. Ortaçağın siyasal düşüncesine eğilmeden önce, sosyal, siyasal ve ekonomik toplum yapısına çok kısa da olsa değinmekte yarar vardır. Ortaçağın sosyal ekonomik siyasal hukuki düzenini belirleyen sistem Feodalitedir.

FEODALİTENİN EKONOMİK ve SOSYAL YAPISI

Feodal ekonomik düzen, genellikle kapalı tarım ekonomisi olarak tanımlanmıştır. istilalar ve ticaret yollarının kesilmesi, Avrupa’da ticaret hayatını söndürmüştür. Tüccar sınıfı ortadan kalkmış, onlar sayesinde süregelen şehir hayatı sönmüş, genel bir fakirleşme olmuştur. Para ile yapılan alışveriş azalmış, buna karşılık mal ve hizmetlerin karşılığının mal ile verilmesi yaygınlaşmıştır.

Ticaret ve şehir hayatının sönmesi insanların kırsal alanlara, köylere çekilmesine, büyük malikaneler etrafında toplanmasına neden olmuştur. Malikaneler bu dönemde kendi kendine yeten ekonomik birimlerdir. Bu kapalı ekonomi düzeninde gerekli tüm araç ve gereçler malikanelerdeki atölyelerde serf tarafından üretilmektedir. Serfler, kölelerle özgür köylüler arasında yer alan insanlardır. Feodal düzende sosyal yapıyı belirleyen özellik ise kişilerin toprakla olan ilişkileridir. Toprağa sahip olan kişi aynı zamanda siyasal iktidar sahibidir. Toprak sahibi olmayanlar ise üzerinde yaşadıkları toprağın sahibine ekonomik, sosyal, hukuki, yönlerden bağımlı olarak yaşayan köleleşmiş kimselerdir. Senyörün sahip olduğu topraklardan bir bölümü ki bunlar malikanenin en verimli en değerli topraklarını kapsar ve bunlara reserve sengne uriale denirdi. Senyörün bunları işletebilmek için kol gücüne ihtiyacı vardı. Bu nedenle senyör, toprakları üzerinde çalışacak muhtaç insanlara topraklarını hizmet karşılığında kiralamıştır. Senyör, bu kimselere toprak ve işletme araç-gereçleri veriyor, onları istila ve yağmalara karşı koruyor, adaleti sağlıyor, düzeni, asayişi temin ediyordu. Senyör, toprakları üzerinde yaşayan kişileri muhakeme eder, mahkeme harç ve cezalarını da kişisel gelir kaynağı olarak toplardı. Senyörler zamanla, devlete ait olan yetkileri ele geçirdi. Bunun sonucunda servaj denen toprak köleliği iyice yaygınlaştı. Para ekonomisinin çok sönük kaldığı ortaçağda esas zenginlik kaynağı toprak olduğundan özgür insanlar arasında da görülen hizmetlerin karşılığı toprak üzerinde sözleşme ile tanınan bir hak olarak ödenmektedir. Fief Sözleşmesi.

X. yüzyıldan itibareb doğuş, zenginlik, iktidar üçlüsüne dayanarak yeni bir zümre oluşur. Bunlar soylular sınıfıdır. İlk başlarda soylular şövalyelerdir fakat zamanla soyluluk ve şövalyelik ayrılmıştır. Fief ile soyluluk arasındaki bağlantı, fief elde ederek soylu olma yolunu açmıştır. Ortaçağda kilise de büyük bir güçtür. Dindar hristiyanların bağışları ve toplanan sadakalarla manastırlar çok zenginleşmiş ve zamanın en büyük ve güçlü toprak sahibi olmuştur. Zamanla bu zenginliğe bağlı olarak, siyasal ve manevi gücünü de artırmıştır. Bu dönemin tek okur yazar kişileri manastırlarda yetiştiğinden din adamları feodal toplumda çok önemli bir yer edinmiştir. Kiliseye göre önemli olan öbür dünyaydı. Bu dünyada herkes bulunduğu sosyal durumu kabullenmeliydi.

FEODALİTENİN SİYASAL YAPISI

BU düzende devlet iktidarı ve egemenliği yoktur. Dolayısıyla modern devlet anlayışına açıkça ters düşüyordu. İnsanlar merkezi bir otoriteye değil toprak sahibine bağlıydı. Kamu hukuku ile özel hukuk birbirine girmişti. Siyasal ve idari yetkiler kişinin mal varlığına dahil haklardı. Yargı ise herkesin kendi senyörünün mahkemesinde yargılanmasıyla oluyordu. Kişisel adalet devlet adaletinin yerine almıştır. Para basma yetkisi de devredilebilen, kiralanabilen, satılabilen, bölünebilen bir yetkidir. Devlet iktidarı parçalanmış olmasına rağmen teorik olarak kralın varlığı ortadan kaldırılmamıştır. Örneğin Fransa’da kral bir senyör sayılmış ve onun bir başka senyörün vassalı durumuna düşmesi engellenmiştir. Bunun için önemli tazminatlar bile verilmiştir.

ORTAÇAĞ TOPLUM YAPISINDA GELİŞMELER

XI. yüzyıldan itibaren özellikle kara avrupasında ekonomik hayat yavaş yavaş canlanmaya başlamıştır ve tekrar ticaret hayatına açılma olmuştur. Bunun nedenlerinden biri, Cenova’nın Piza gibi ticaret şehirlerinin müslümanlara karşı başlattıkları mücadelenin genişleyip haçlı seferleriyle gelişmesi sonucu doğunun ticaret yollarının açılması olduğu söylenir. Diğer bir neden ise İskandinav halklarının doğu ile ticari ilişkiler kurmasıdır. Ortaçağ toplum yapısında gözlenen bir diğer değişiklik de, avrupa nüfusunun artması, taşma ve etrafa yayılma dönemi yaşanmış olmasıdır. Bu nedenle yeni toprak alanları oluşmuş, yeni şehirlere kurulmuştur ve bu sistem senyörlerin düzenini bozmuştur. Zamanla köylüler de çarşı pazarla ilişki kurmuş, teknikte gelişmeler olmuş, kar ve kazanç amaç edinilmiştir. Zamanla uygulanmakta olan geleneksel hukuk kuralları ve kurumları önemini yitirmeye başlamıştır. BUrjuvazi sınıfı bu dönemde doğmuştur. Yeni bir sistem, mevcut düzeni değiştirme hedeflenmişti. En fazla ihtiyaç duydukları şey özgürlüktü. Pek çok kez, muhakeme haklarını senyörlerdeen satın aldılar ve yeni kurallar getirmeye başladılar. Kiliseye karşı mücadeleye girip onu da yenileme çalışmalarına gittiler.

ORTAÇAĞDA SİYASAL DÜŞÜNCE

Ortaçağ siyasal düşüncesinin kaynakları, ilk çağın Stoizm akımı, Platon’un, Aristotales’in, Romalı hukukçuların görüşleri ve Hristiyanlık ilkeleridir. Stoism kardeşlik, eşitlik, evrensel devlet görüşleri ile ortaçağ düşüncesini doğrudan etkilediği gibi ana ilkelerinin hristiyanlık tarafından benimsenmesi ile dolaylı etkisi de olmuştur. Platon’un görüşlerini benimseyen ve Neoplatonizm akımını oluşturan Plotinus ortaçağda etkili olmuştur. XII. yüzyılda Arapça’dan Latince’ye çevrilen Aristotales’in eserleri düşünürleri etkilemiş ve bunlardan Thomas, bu görüşleri hristiyanlık ile bağdaştırma işini üstlenmiştir. Hristiyanlık bu dönemde şu görüşleri benimser; “devletin varlığı yada yokluğu kişi için önemli olmalıdır, çünkü bu dünya geçicidir”. Tanrı ile devlet iktidarları arasında nasıl bir ilişki kurulacağı tartışılır olmuştur. Kutsal Paul, “Sezar’ın hakkını Sezar’a, Tanrı’nın hakkını Tanrı’ya verin” demiş ve böylece hükümdara karşı yükümlülüklerini yerine getirmesiyle beraber tanrının emirlerine de uyması gerektiğini açıklamıştır. İmparatorluğun güçlü olduğu dönemde devlet iktidarı altında kalan kilise, Roma imparatorluğunun zayıflayınca harekete geçmiş ve bir yandan siyasi iktidarın insanlar üzerindeki etkisini azaltmaya çalışırken diğer yandan dini iktidarın önemini ve üstünlüğünü savunarak, maddi ve hukuki bir örgüt olmaya, siyasal ve idari bir güç olmaya çalışmıştır. Papalar üstünlüklerini kanıtlamak için İmparatorları kutsama yoluna gitmiş ancak bu üstünlükleri çok da uzun sürmemiştir. Düşünürlerden kimisi kilisenin devlete bağlı olduğunu, kimi de kilisenin herşeyin üstünde olması gerektiğini söylemiştir.

Görüldüğü üzere, ortaçağ iktidar mücadeleleriyle geçmiş. İnsanlık tarihinin karanlık bir dönemi olarak lanse edilir. Din adına, inanç uğruna baskılar, işkenceler var, din ve vicdan özgürlüğü yok. Din ve devlet birleştikten sonra iyice baskıcı bir süreç başlamış ve papalar yereyüzü iktidarı peşine düşmüştür. Engizisyon mahkemeleri gibi kurumlar da bu çağa rastlar.

Saint Thomas D’Aquin

St Thomas, Aristoteles’in görüşlerini Hristiyan dininin ilkeleriyle uzlaştırmak istemiştir.

Yasa bir davranış kuralı yada ölçüsüdür, bir şeyin yapılmasını emreder veya yasaklar. Herşeyin başı akıldır, dolayısıyla yasa aklın bir emri, kuralı olur der. Thomas’a göre yasa; toplumu yönetme görevini üstlenmiş olan yöneticinin ortak yararı sağlamak amacıyla koyduğu ve yayınladığı aklın emridir. Yasalar değişik ve çeşitlidir. Birincisi ölümsüz yasadır. Evrenin tanrı tarafından yönetildiğini kabul etmektir. Daha sonra doğal yasa gelir. Akıl sahibi insan diğer tüm yaratılmışlardan daha değişik biçimde daha bilinçli olarak ölümsüz yasaya katılır. İşte akıl sahibi insanın ölümsüz yasaya böyle katılması doğal yasayı oluşturur. Doğal yasanın temeli, “iyilik yap, kötülükten kaçın”dır. Bunlardan başka pozitif yasa vardır. İnsanda doğal olarak bilgeliğe eğilim vardır. Ancak buna ulaşmak için sıkı bir disiplin, bu disiplinin de dışarıdan kurulması gerekir. Bazıları Tanrı vergisine sahiptir ve bunlara baba otoritesi yeterlidir. Bazısı ise kötülüğe yatkındır ve bunlar için pozitif yasalar gereklidir. Thomas, yasalar genel durumlar göz önüne alınarak yapılması, özel durumlarda eşitsizlik olacağı görüşündedir. Yasaları uygulama yetkisi tek kişiye değil toplumu yönetenlere aittir der.

İnsan sosyal ve siyasal bir varlıktır fakat ,ç ve dış düşmanlara karşı korunma, adalet vb. ihtiyaçlarını tek başına karşılayamaz. Bunun için de siyasal bir toplumun varlığı zorunludur der. Aile birimi yerini koruyacaktır. Bu durumda devlet doğal bir kurumdur. Her toplumda belli bir iktidar olmalıdır. Ortak yararı ve iyiliği gerçekleştirmek gerekir. İktidar yasaya zorlayıcı gücü sağlarken, yasa da iktidara meşruiyetini kazandırır. Monarşi, evrendeki birlik düşüncesine uygun olması nedeniyle en iyi yönetim şeklidir ancak amacından sapınca da en kötüsüdür der. Sonuç olarak en iyisi karma yönetim şeklidir. Böylece herkes şu yada bu şekilde iktidara katılabilir. Son olarak eğer toplum, iktidarı yetenekli kişilere veremeyecek derecede bozulmuşsa, onun elinden bu yetki alınmalıdır görüşünü savunur.

——–

Ders notlarından derlemedir.

3 thoughts on “Orta Çağda Siyasal Düşünceler

  1. değerli arkadaşım yazını okudum. Bilgini bizlerle paylaştığın için teşekkür eder
    seni de kendi siteme beklerim. kişisel sitemde yıllarca biriktirdiğim bilgi ve tecrübemi ücretsiz paylaşmaktayım.
    Saygı ve selamlarımla

Yorumunuzu Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s