Neden Takım Tutarız?


Hemen fanatikliğin wiki’deki tanımına bakalım:

Fanatiklik veya fanatizm bir durum veya görüş için gereğinden fazla destek çıkmak, gerekli görüldüğünde, o görüş veya durum için aşırı tepki vermektir. Bu duyguyu yaşayan insanlara fanatik adı verilmektedir. Fanatiklik, çoğu zaman olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Aşırı fanatik insanlar, çevresindeki doğru değerleri görmemekte, bunun yerine sadece kendi bildiği şekilde hareket etmektedir. Kimi kesimlerce hoş karşılanmayan fanatiklik, buna karşılık çoğu zaman da desteklenmektedir. Türkiye’de fanatiklik; daha yoğun olarak spor ve siyaset alanında gözlemlenmektedir.

Dünya çapında bakınca da fanatikliğin en önde gelen konusu inançlar hakkındaki fanatizm. Belki de bu yüzden olacak, fanatiklik üzerine yazılan yazılarda çoğunlukla, dar kafalı oldukları, yeni bilgiye açık olmayarak öğrenme yetisinin düştüğü, analiz yapamadıkları, kendi düşüncesi dışında her şeyi reddettiğinden bahsediliyor. Bu düşünceler doğru olsa bile, bana göre hakarete daha çok yakın. Hiç bir fanatik fanatik olduğunu kabul etmeyebilir denebilir fakat, eğer kişi kendi fanatikliğinin bilincindeyse bu düşünce darlığından ziyade, bağlılıktır. Mesele çok çeşitli konuları içerebildiği halde ben daha çok sportif yanı hakkında yorum yapmaya gayret edeceğim. Zira diğer konulardaki fanatiklik çok masum değil. Sporda fanatiklik meselesinde de bilindiği üzere işin denge noktası, şiddetin başladığı yer.

Ntvspor’dan duyduğum bir söz var. “Futbol sadece futbol değildir.” İş sadece bir spor takımını seçip, kazandığında sevinip kaybettiğinde üzülmek değil. Elbetteki günümüzde bu büyük bir pazar ve kulüplerin aynı zamanda birer şirket oluşları da meselenin ekonomik boyutunu netleştiriyor. Ama biz konuyu biraz daha daraltıp, bireysel alana indirgesek dahi; yine de fanatiklik veya bağımlılığın nedenleri çok çeşitli olabildiğini görüyoruz. Bunlar içinde ülkemizde en yaygın olarak gördüğüm:

Bir gruba ait olma isteği
Buna istek yerine, ihtiyaç da diyebiliriz. Kişi özellikle ergenlik çağlarında yalnızlıktan duyulan hazla birlikte bir grubun desteğini hissetme ve bir gruba ait olma isteği duyar ve bu dönemde egoistlik, bencillik, kendi duyguları için yaşama ve sadece kendine dikkat etme en belirgin özelliklerdir. Böyle bir psikoloji altındayken, seçilecek gruplar içinde en büyüklerinden biri kuşkusuz bir futbol takımı. Daha önceden aile, arkadaş çevresi veya sempati duyulan biri nedeniyle seçilmiş olan takıma karşı duyulan hisler kat kat artıyor ve tamamen bir bağımlılığa dönüşüyor.

Kendisini terketmeyecek olan tek sevgili
Sevgi, ailenin olduğu gibi toplumsal yaşamın da kaynaştırıcı gücü ve mayasıdır. Sevgi geniş anlamda, “insanları birbirine yaklaştıran olumlu ve iyi duyguların tümü” olarak tanımlanabilir. İnsanlar, başta anne baba olmak üzere büyüdükçe sevme alanlarını ve sevilme ihtiyacını geliştirirler. Bir futbol takımına (renklere) karşı hissedilen sevgi de taraftar grubunun büyüklüğüyle eşdeğer olabiliyor. İçine girerken hiçbir zorlukla karşılaşmayacağınız bir grup tipi. Siz onu bırakmadıktan sonra onun sizi terketmesi imkansız. Bu nedenle sadakat sorunu ve terkedilme riski yok 🙂

İşin rekabetinden alınan keyif
Bildiğiniz gibi, tutulan takım söylendikten sonra o üzerinize yaftalanır ve farklı takım grubunda olan arkadaşlarla atışmalar yaşanır. Özellikle bu durum, birebir oynayan sizmişsiniz gibi hissetmenize rol açıyor diye düşünüyorum. Bu etkinin daha yoğun olduğu durumlarda konu futbol sevgisinden dışarı çıkarak sadece sonuca odaklanmayı getiriyor.

Geleneksel olduğundan
Tamamiyle çevresel etkilerden dürtülenerek ortaya çıkan bir takım seçme zorunluluğu. Seçim yapılmadığında garip karşılanması ve bunun bir eksiklik gibi hissettirilmesi nedenlerinden dolayı kişinin o dönem için en başarılı bulduğu veya etrafından en fazla kişi tarafından desteklenen bir takımı seçmesiyle başlayarak, ergenliğiyle beraber bağlılığının artması ve bunu ya ömür boyu ya da belli bir büyüme çağına kadar devam ettirmesidir. Takım tutmak kişiye, sonradan gereksiz görünebilir ve sorulduğunda “takım tutmuyorum” diye rahatça yanıtlanır.

Takım değiştirmek bana göre hiç bir durumda da söz konusu değil. Ancak ve ancak çocukluk dönemlerinde futbola ilgi duyulmaya yeni yeni başlandığı yaşlarda mümkün. Seçim bir kere yapıldıktan sonra dönüş yok.

Benim aklıma başka bir neden henüz gelmedi. Sizlerin de ekleyebileceği veya itiraz edeceği kısımlar varsa merakla bekliyorum.

Yorumunuzu Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s