Taşıyıcılar


Özellikle facebook sayesinde pek çok kişinin bu şekilde olduğunu gördüm.

Taşıyıcı ismini ben koydum. Karikatür de cuk diye oturdu zaten duruma. Kısaca başkalarının düşüncelerini dinleyip bunları benimseyen ve onlar kendi fikriymiş gibi etrafta çığırtkanlığını yapan kişiler. Yeri geldiğinde oldukça sinirleniyordum bu tür arkadaşlara, o yüzden haklarında aradan biraz geçtikten sonra, şimdi yazmam daha iyi.

Düşüncelerini taşıtan kişileri sorumlu göremem. Çünkü bunu bilinçli olarak yaptıklarını düşünmüyorum. Planlı olduğunda mesele “ikna etmek” haline geliyor ki o başka bir durum. En fazla, bahsettiğimi tahmin edip “nasılsa bunları da taşıyanlar olacaktır” şeklinde baktıkları düşünülebilir. Benim taşıyıcı dediklerimse hiçbir ikna çabasına gerek duymadan, hazır bir düşünceyi alıp kopyalıyorlar ve ona paralel düşünceleri artırdıkça da kendilerine bir sınıf kimliği oluşturuyorlar. Bir safa geçiyorlar ve bu sayede hem bir parçası olduklarını hissettikleri gruba hem de düşmana, rakibe, veya rekabetteki herhangi bir karşıt gruba sahip oluyorlar. Bana göre kendi kafalarını kullanmayıp kolaya kaçmalarının altında yatan neden bu. Bu sayede rutindeki hayattan kurtulup ufak yada büyük bir çeşit amaç elde etmiş oluyorlar. Tüm bunları gözlemlediğim taşıyıcılardan yola çıkarak söylüyorum.

Dediğim gibi başlangıçta insan kızabiliyor ancak aradan biraz vakit geçince anlıyorsunuz ki itiraz edeceğiniz kişi sadece bir ayna. Görüntünün kaynağı değil. Bu sebeple o kişiye yeni bakış açısı sunmaya kalkmak hata. Bir insana yürüyeceği yolu göstermek istiyorsanız, bunu ilk yapan kişi olmak büyük önem arz ediyor. Çünkü yol üzerinde bırakılan izler hiçbir zaman tamamen kaybolmuyor ve ilk bırakılan iz, en temiz iz oluyor. Bu durumu kar üstünde yürümeye benzetirsek çok rahat anlaşılır. Benim peşimden gelmesini istediğim kişilere ayak izlerimi takip etmelerini söylemem yeterli. O izlerin yanlış hedefe gittiğini düşünen ise sadece kendi izlerini bırakmakla kalmayıp benim izlerimi de silmek zorunda. Ailenin önemi geliyor hemen akla 🙂 İlk öğreten en avantajlı öğretmen. Dolayısıyla insan, taşıyıcı olmadan önce bir şeyler denense sonuca ulaşılabilirdi belki ancak belli bir seviyeden sonra değişikliğe gitmek imkansıza yakın bir hal alıyor.

Taşıyıcılığı engellemenin en önemli yolunun farklı açılardan bakabilmeyi öğrenmek olduğunu düşünüyorum. Bunun için de farklı arkadaşlara sahip olmanın ve farklı çevrelere girip çıkmanın, tecrübe bakımından büyük bir faydası olacağını söylerim. Tabii ki bu konuda uç çevrelerden bahsetmiyorum. İlla ki hepsinin bir üyesi olmak şart değil, haklarında bilgi almak yeterli. Mümkünse de tarafsız bilgi. Buna ulaşmak için de çift taraflı bilgi aramakta fayda var. Bana futbolu soracak olursanız size Galatasaray’ı anlatırım. Gayet açık. Kendim bizzat gitmedim ancak bildiğimi aktarayım; bugün Fransa’da bir kütüphaneye girip Napolyon hakkında kitap aradığınızı söyleseniz, size soracakları ilk soru şu oluyormuş:
Napolyon’un lehinde mi aleyhinde mi?

Etrafınızdaki taşıyıcıların tükenmesi dileklerimle…

(karikatür için uzaymaymunu’na teşekkür ederim)

Reklamlar

Yorumunuzu Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s